07 Şubat 2010 Pazar

Ankaragücü : 0 - 0 : Bursaspor / Hatırda kalan sadece kardeşlikti


Acil çözüm bulunmalı bizim takımın bu kısır oyun anlayışına.Bu gidişle zaten şehir dışında olan stada kimse gelmez.
90 dakika boyunca Bursaspor'un sol knattan bindirmelerini , hakemin gereksiz oyuna müdahelelerini ve Vittek'in aldığı topla beraber 3-4 Bursalı arasında kayboluşunu izledik.

Yanlış anlaşılmasın , Vittek'lik bir şey yoktu bu maçta.Bazen ayağının ayarını iyi yapamadı ama ilk maçında çok da berbat değildi.

Takım ilk 10 dakika fırtına gibi girdi ama sadece 10 dakikayla sınırlı kaldı ilerdeki etkin futbol.
Sapara tek başına baya zorladı Bursa'yı ama geri kalan 35 dakikalık kısımda fazla üretken olamayınca yerini Vassell'e bıraktı.Bırakmak zorundaydı çünkü tek forvet ile biz Bursaspor'a değil 90 , 900 dakika olsa normal süre yine gol atamazdık.
Vassell hareketlilik getirdi ve iyi oyunuyla alkışımızı aldı.

Öncelikle şu iyi biline ; Serkan degajlarını , Geremi kestiği topları , Muhammet ve Jan'da topladıkları geri pasları ileri açacak , top sekerse Vittek de karşı karşıya kalıp golü bulacak...Böyle bir sistem ol(a)maz.
Hürriyet'e sakatlık yaramamış , beğenmedim yaptığı işleri.Bir de üstüne Geremi'nin tavan yapan hatalı pas ve alan boşaltma hatalarını da ekleyince göbekten oyuna dahil olmak 90 dakika boyunca mümkün olamdı.
Jerome Rothen sol kanatta 3 Aydın Karabulut 4 de Murat Duruer gücünde olduğunu oyunda kaldığı sürede ispatladı.Akılcı arapaslar çıkardı genel olarak bakarsak ama ya arkasındaki adam - ki bu adam bugün A.Gücü'ndeki en kötü maçlarından birini çıkaran Broggi - ya da yan göbekteki oyun kurucu onunla çıkıp küçük üçgenler yapmadıkça ceza sahasına girmek mümkün olmuyor.
Hele de Bursaspor gibi savunma kurgusu hayli oturmuş rakiplere karşı.

Mehmet Çakır şüphesiz bu sezonun en ama en büyük balonu.Oyundan düşürebildiği azami rakip sayısı : 1 , kendi kanadından geliştirdiği atak sayısı ise : 0
Yerine ikinci yarının başlarında Adem denen oyunu okuma bilgisinden mahrum insan girince, öndeki Vassell tamamen kendi kişisel becerileriyle debelendi durdu.Fakat dediğim gibi hem Geremi'nin destek eksikliği hem de Vittek'in Bursa stoperleri arasında erimesi ileri uç bölgesini felç etti bugün.

Cihan'daki düzelme ise şaşırtıcı ve sevindirici.Elyasa'ya ilk 11 hayal gibi şu saatten sonra.Böyle giderse sağ kanatta geri bindirme sıkıntısı olmayacak gibi görünüyor.
Jan ve Muhammet de ortalama idiler işte.Yalnız ikisi de bugün gereğinden fazla agresifti.Tamam , Volkan Şen ve Batalla'nın her iki pozisyonda bir yere yağışması da etkendi ama bu kadar sinirlilik ve kontrolsüzlük kritik bir anda kritik bir sonuca mal olur bize.


Tüm oyuncularımızın kendi mevkilerinde en kötü Rothen gibi oynamaları şart galibiyet için.Ve tabiki Roger efendi şu anlamsız Mehmet Çakır ve Adem Koçak inadından vazgeçecek ve Özgür Çek iyileşir iyileşmez Broggi'nin yerine onu monte edecek.
Berabere giden iç saha maçlarını Kağan ile Aydın ile açamazsınız.Bilal gibi bir oyuncun varsa elinde her zaman ısınıyor olacak kenarda.

Onun için bu yavan karşılaşmadan geriye kalan maç öncesi yeşil-beyaz-sarı ve lacivert renklerinin bir arada olması ve 90 dakika boyunca hiç azalmayan BursAnkara vurgusu oldu.

06 Şubat 2010 Cumartesi

Özlediğim başkent çok uzaklarda...


Kağıt üzerinde özlediğim takım...Solda Monaco'yu Şampiyonlar Ligi finaline taşımış bir adam , ilerde Bundesliga gol kralı , ortada Norveç'te yıllarca en iyi yabancı oyuncu seçilmiş bir dinamo , onun arkasında 90 dakika boyunca sahanın her yerine basan bir Hürriyet ve Chelsea'de- R.Madrid'de alnının akıyla ekmek yemiş adam...

Şimdi bu takım çok çok uzaklarda...
İsmi Ankaragücü ama maçlarını Ankara dışında oynayacak.
Her işimiz yarım yamalak , her işimizde bir eksiklik var.
Beli doğrulmayacak bu taraftarın...

03 Şubat 2010 Çarşamba

Ankaragücü kalan iç saha maçlarını deplasmanda oynayacak!


Tamam , 19 Mayıs stadyumdan ziyade her şeye benzedi.Cavcav ve CTY sezon başı ucuza getirip dandik imalata başvurunca ocak ayında hemen köstebek mıntıkasına döndü çimler.
Tamam , o kadar yatırım yaptınız , para döktünüz , aldığınız adamların uygun şartlarda oynayıp verimli olmasını istiyorsunuz..
Hepsinde haklısnız...

Ama Yenikent ASAŞ ne demek lan?

Bilmeyenler için anlatalım ;Ankaragücü'nün kalan iç saha maçlarını oynayacağı Yenikent denilen yer; halk arasında ''itin öldüğü yer'' olarak da tabir edilen sapa bir yer olup , stada ulaşmak için belediye otobüsünden indikten sonra en az bir 15-20 dakika depar atmanız lazım.
Hatta maça yetişebilmek için tespit edilen saatten 2-3 saat önce çıkmanız lazım çünkü sözkonusu yerleşim yerinin arabaları hem seyrek gelir hem de şöför stada gidene kadar mevsim değişir Ankara'da...

Koç gibi Cebeci'nin suyu mu çıktı?
Oranın ulaşım koşulları daha mı kötü?Hayır...
Hele hele akşam maçlarından sonra o kadar millet nasıl gidecek evine hiç düşünüldü mü?
Herkesin arabası yok siz de takdir edersiniz ki ,belediye otobüsü desen haftalık geçiyor mübarek!Soğuk havalarda otobüs kalkış yerlerine ulaşmak için de stadyumdan yine baya bir yürümeniz gerekir ki hasta olma veyahut eve geç saatlerde ihtimali çok çok fazladır.
Yani Barbaros'un veEmre Aygün'ün yollanmasından sonra Ahmet Gökçek'in taraftara vurduğu en büyük darbedir bu taşıma olayı.
ASAŞ'a ulaşmaya çalışmanın tek manası zulumdür , işkencedir.
Takımın adı Ankaragücü ama maçlarını oynayacağı stad Ankara dışında!!!

Ve tabi en çok yaralayanı da kombinelerimiz.
Sene başında çocuklar gibi sevinerek aldık daha ilk günden Dost Kitapevi'ne gidip.
Ağzı leş gibi bira kokan karaborsacılara ve sözümona reislere muhtaç olmadan paşa paşa girecektik maçlara.
Yalan oldu şimdi hepsi , maçlardan sattler önce orada bulunup bilet temin etmek farz oldu artık.Sırf bu sebepten kaybedeceğim vaktin bedeli ayrıca bir günahtır.

2009 - 2010 sezonu başlı başına bir hayalkırıklığı , öfke ve kırgınlık dönemi oldu Ankaragücü için.
Hayırlısıyla bir an önce bitse de kurtulsak...

01 Şubat 2010 Pazartesi

3 iyi 2 kötü


Transferin son gününde 3 yabancı oyuncuyla yolları ayırdık , 2 tane de yeni yabancı ile imza atıldı.


Bebbe ve Meye gönderildi , ki sonuna kadar doğru bir karar.İkisi de bu takımda doğrudan oynayabilecek kalitede hücumcu değil , defalarca anlattık.


Ve asıl sürpriz de Robert Vittek oldu.Nürnberg'de iyi coşmuşu ve Lille'e gitmişti lakin buradaki performansı tam bir hayal kırıklığı oldu.Şimdi o da Angaralı artık.

Yanında Vassell ve jokerden İlhan Parlak olacak.Biliyorum yine de kısıtlı bir rotasyon olacak orada 3 oyuncuyla ama form grafikleri iyi günlerindeki gibi seyrederse güzel şeyler görebiliriz skor tabelalarında.

Yine de bir Emre Aygün şu haliyle bile o mevkide çok güvenilir bir yedek , hatta ilk 11 oyuncusu olurdu.Zira İlhan'a zerre kadar güvenim yok şahsen.


Diğer adamımız da Jan Rajnoch.Fazla yaşlı değil aslında , 81 doğumlu.

Çek Cumhuriyeti A Milli Takımı formasını da giymiş vakti zamanında.İyi bir referans aslında.Ancak burun kıvrılıp yollanan Brabec'ten daha mı üstün , pek aynı fikirde değilim sezgisel olarak.

Erken konuşmak hata olur fakat Dos Santos ve Risp'i bu devre de mumla arayacağız gibi bir hava var.Adımız yakında stoper kasabı takıma çıkacak...


Fakat Senecky'nin gitmesi hiç de hoş olmamış.Adam açık ara Serkan'dan daha kaliteli bir file bekçisiydi , degajları , pozisyon alamsı vs. her şeyi ile futboldan az çok anlayan tüm Ankaralılara güven vermişti ama kontenjan kurbanı oluverdi.

Yedek olarak bile varlığı, Serkan'ın üstünde psikolojik bir baskı oluştururdu ve beyefendi en azından kornerlerde boşa çıkmayıp, üzerine gelen topları içeri almazdı!!!

Hoşçakal Stefan , senin de kadrin kıymetin bilinmedi birçoğu gibi...

31 Ocak 2010 Pazar

Manisaspor : 0 - 0 : Ankaragücü / Kimi yenmeyi düşünüyorsunuz acaba ?


Trt sağolsun maçtan hiçbir şey anlamadık.
Sözüm ona dönüşümlü olarak Süper Lig maçlarını rahatlıkla kendi radyolarından takip edebiliyorduk.
Bağlanmadıkları bir Vietnam Yükselme Ligi kaldı mübarek.Bank Asya maçlarını Süper Lig maçlarından daha uzun süre anlattılar inanın ki.Dakika ve skor...O kadar...
Kadroda kim var , kim daha etkin , top şu anda kimin ayağında en ufak bir bilgilenme şansınız yok.
Tek kelimeyle rezalet Trt'nin radyoculuk anlayışı.Zaten bizim maçı anlatan amca da ot mu içmiş ne yapmış maçtan önce , telaffuz ettiği kelimeleri 10 dakika sonra anlayabildik.

Maça gelince.Beklediğim gibi , Meye ve İlhan ile çıkıp tek gol bile atamadığımız bir maç oldu.Merak ediyorum , İlhan Parlak hangi vasıfıyla forvet oyuncusu olarak kabul görmüş?Fizik yok , şut becerisi yok , oyunu okuma bilgisi sıfır...En son Islahat Fermanı zamanı gol attı sanırım kendisi.
Meye ise müzmin hantal.Gol atmayı geçtim asist bile yapamıyor çünkü topu ayağında tutup rakibi yorma vs. gibi ek özelliklere sahip değil.3üncü lig ayarında bir forvet işte.
Selam olsun Emre Aygün'ü yollayan gerizekalı teknik heyete!!!

Onları besleyecek ilk 11imiz de ortalama altı adamlar işte.Mehmet Çakır 5 sene önceki günlerine dönüp isabetli şut çıkaracak da , Broggi topu çizgiye kadar sürüp arkaya kesecekte...

Bebbe + İlhan + Meye : ligin en kısır forvet 3lüsü.Bu kadar işte...

Dakika 82'de Meye'yi çıkarıp Vassell yerine Ediz'i alan ve Cihan Haspolatlı'yı sağbek diye yağmur yemiş ağır sahaya süren bir hoca ile son 3te tamamlanır bu lig.
Rezil oluruz halihazırda göbek atmak için fırsat kollayanlara ''o kadar yabancı alıp küme düştünüz'' diye...

Son iki transfer gününde Emre Aygün tekrar çağırılıp , Bebbe ve Meye ile sözleşmeler feshedilip , İlhan Parlak , Adem Koçak ve Ceyhun takasta kullanılmazsa; bu sezon da geçmiş yıllar tamamlanılır.
Belki de daha kötüsü...

30 Ocak 2010 Cumartesi

Sinek Üçlü


Yok lisansı çıkmadı , yok sağlık testini geçemedi derken Marek Sapara'dan ümidi kesmiştik.

Yani imza atılacaksa bile ilerleyen günlerde olur diye tahmin edildi ama 3ü de aynı güne yetiştirildi.Çok da güzel oldu.

Norveç'te defalarca en iyi yabancı oyuncu seçilmiş , Real Madrid ve Chelsea gibitakımlarda yıllarca oynamışve Monaco ile şampiyonlarligi görmüş adamların Ankaragücü için sözleşme imzalıyor olması anlatılamaz bir duygu.Yaşamanız lazım.

Tolga Doğantez'leri , Mustafa Özkan'ları gördü bu taraftar kurtarıcı diye devre aralarında.

Sevindik tabi...

Şimdi bir yabancı fazla.Benim gönlümden geçen Meye ve Bebbe'nin ikisine birden yol verilmesi, ama maalesef duyduğuma göre Senecky ikna edilmeye uğraşılıyormuş.

Serkan ve Bora ile sözleşme uzatılınca anlamıştım zaten ondan ötürü bir sıkıntı olduğunu.

İnşallah -yedek kaleci olarak bile olsa- bizde kalır.En azından Serkan denen dingilin üzerinde bir psikolojik baskı oluşturur dolaylı olarak.

Ne yapıyorsanız akılcı bir biçimde yapın ve iyi bir forvet alarak kapatın şu ara transfer dönemini artık...

29 Ocak 2010 Cuma

Jerome Rothen Ankaragücü'nde


Evet lisans almış , federasyon sitesine de eklemiş.Artık eminiz yani adamın geldiğinden.


Sol açık çok mu acildi bizim için , pek emin değilim ama Aydın Karabulut'un dağınık oyun anlayışı ve Murat'ın kısıtlı kapasitesi o bölgeyi bir türlü rakipler için korkulu rüya dahiline sokamadı.


Kariyeri göze batan bir biçimde inişli çıkışlı ama Türkiye şartlarına göre de fazla profesyonel ve kaliteli adam.Orası kesin.Yani şöyle diyelim ; 17 takımlı ligde 14. olan bir takıma şampiyonlar ligi finali görmüş bir oyuncu gelmesi güzel bir olay tabi.


Sağda Geremi , solda Rothen ve ortada Bilal Kısa , arkalarında Hürriyet ve Theo ile gayet de yeterli bir orta saha kurgusu oluşturur.Yani şu haliyle birçok Anadolu klübünde olmayan bir kalite yakalandı sözkonusu bölgede.Ama Lemerre'in Türkiye'yi hala Zimbabwe birinci ligi ile mukayese eden zihniyeti bazı şeyleri idrak edemediği müddetçe istikrar uzak gibi.Son haftalara değin alt lig korkusu çeker bu takım yine.Kronik olduk artık.


Marek olayı var birde.Gelirse harika olur tabi ama Sollied mevzundaki gibi ters köşeye yatmamak adına ihtiyatlı davranmak lazım.O da eklenirse takıma orta saha ile ilgili pek sıkıntı kaynağı kalmaz sanırım.Tabii , Lemerre ve Ümit şu anlamsız Adem Koçak ısrarından vazgeçerse!!!


İlerleyen günlerde bir de iyi bir bitirici - gavurların striker dediği pozisyon - ve Ediz ile Muhammet'e göbekte güven verici bir yedek stoper haberi de pastanın kreması olur.Umarız şu transfer sezonu tasavvur ettiğimiz gibi biter ve bir sonraki yılın ilk 8e oynayan takımının temelleri atılmış olur...